Cumhuriyete ve İnsanlığa Karşı Suçun Zaman Aşımı Olmaz!

Yakın tarihimizde laikliğe ve cumhuriyet devletine karşı büyük katliamlar, büyük tertipler düzenlendi.

Malatya katliamı, 18 Nisan 1978’de idi. Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’nun öldürülmesiyle başlayan kıyım sonrası 8 kişi öldürülmüş, 30 kişi yaralanmış, 1.000’e yakın işyeri tahrip edilmişti.

Maraş Katliamı, 19 Aralık 1978’de başlatıldı. Çiçek Sinemasında Cüneyt Arkın’ın başrol oynadığı “Güneş Ne Zaman Doğacak” adlı filmi izleyenlerin üzerine patlayıcı madde atılmasıyla başlatılan katliam, yedi gün boyunca sürdü. Çocuklara, hamile kadınların parçalanan karnındaki çocuklara kadar uzanan yedi günlük kıyımda, resmi sayılara göre 111 kişi öldürüldü, 1.000’den fazla kişi yaralandı. 559 ev yakıldı, 229 işyeri tahrip edildi.

Çorum Katliamı, 1980 yılında Mayıs ayından Temmuz ayına kadar sürdü katliam. ABD’nin Türkiye Büyükelçiliğinde görevli Robert Alexander Peck’in Çorum’da yaptığı toplantıdan sonra “Cihat çağrısı” içeren bildiriler ve MHP Çorum Milletvekili Gün Sazak’ın öldürülmesi ile kışkırtma ortamı hazırlanmış ve 3 ay boyunca sürdürülen katliamla 57 kişi öldürülmüş, yüzlerce kişi yaralanmış, evler yakılmış, işyerleri tahrip edilmişti.

12 EYÜL SONRASINDAKİ KATLİAMLAR

12 Eylül darbesi sonrasında özellikle 1990’larda yeni katliamlar yapıldı.

Sivas Katliamı, 2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal etkinlikleri için Sivas’ta bulunan aydınların diri diri yakılması idi. Günler öncesinden kışkırtılarak hazırlanan gerici güruhun ellerinde benzin bidonları ile kilometrelerce yürüyerek adeta gösteri yaparcasına vardıkları Madımak Otelinde, sloganlar, zafer çığlıkları ve naralar eşliğinde diri diri yaktılar insanları. 35 can katledildi.

Başbağlar katliamı, 5 Temmuz 1993’de Erzincan’ın Başbağlar köyünde PKK tarafından yapıldı. Sivas’ta aydınları gericilere yaktıran merkez, Başbağlar’da PKK’ya yaptırıyordu katliamı. Köy meydanına toplanan köylülerin kurşuna dizilmesi ve evlerinin ateşe verilmesi ile 33 kişi kurşunlanarak ve yakılarak katledildi.

Gazi Mahallesi katliamı, 12 Mart 1995’te şoförü öldürülen taksi ile dört ayrı kahvehanenin taranması sonucu 13 kişi katledildi, 195 kişi yaralandı.

KATLİAMLARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ

Katliamların yapıldığı yerler özellikle seçilmişti. Alevi ve Sünni kökenli yurttaşlarımızın kardeşçe yaşadıkları bölgelerde mezhep çatışmaları kışkırtarak milletin parçalanması amaçlanmıştır.

Gazi Mahallesi katliamı da mezhep çatışmaları ile milletin parçalanması niyetinin ülkenin en büyük kentinde 

İstanbul’a taşınması idi.

Katliamlarda Alevi kökenli yurttaşlarımız hedef almıştır.

Bütün katliamlarda emperyalizmin ülkemizde besleyerek büyüttüğü irticai gericilik kullanılmıştır.

Katliamların tamamı Cumhuriyete karşı gerici kalkışmadır.

12 Eylül öncesindeki katliamlarda 12 Eylül Amerikan darbesini hazırlayanların darbeye giden taşları döşedikleri anlaşılmaktadır.

12 Eylül sonrasında da, özellikle 1993’ten sonra Sivas, Başbağlar ve Gazi Mahallesi katliamları ile Cumhuriyetin milletleşen dokusunun parçalanmasına yönelik hamlelerin yeni bir boyut ve hız kazandığını görüyoruz. Alevi kökenli yurttaşlarımızın Cumhuriyetten ve milletten koparılarak bölücülüğün ve PKK’nın yanına savrulmaları amaçlanıyordu.

Katliamların tamamında, özellikle de Çorum, Malatya ve Sivas katliamlarında da görüldü ki, ABD emperyalizmi, bizzat görevlileri ve ajanlaştırdıkları elemanları ile içindedir.

Bütün bu katliamlar, NATO’nun ülkemize yerleştirdiği Gladyo (Kontrgerilla) tarafından planlanmış ve uygulanmıştır.

Katliamların tamamı, ulus devlete karşı planlı tertiplerdir.

Katliamların tamamı Cumhuriyete, laikliğe ve bağımsız devlete karşı tertiplerdir.

İNSANLIK SUÇUNDA ZAMAN AŞIMI OLAMAZ

Katliamların tamamı insanlığa karşı suç niteliğindedir.

Özellikle Sivas katliamı davasında “zaman aşımı” uygulanması için yargıya yapılan baskılar toplumun ve insanlığın gözünden kaçmıyor.

Oysa Sivas katliamı davasında bizzat Yargıtay 9. Ceza Dairesi kararı, katliamın “Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu” açıkça saptamakta ve ilan etmektedir.

İnsanlığa karşı suçlarda hiçbir otorite zaman aşımını sağlayamaz.

İnsanlık, insanlık katliamlarını affetmeyecektir.

NE YAPMALI?

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk yapılması gerekenleri, izlenecek yolu göstermektedir.

1 Eylül 1925’te “Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakikî tarikat, uygarlık tarikatıdır” demektedir.

Cumhuriyet ve laiklik, sadece insanlığın geleceği için değil, Türkiye Cumhuriyetinin geleceği için, üniter toplum için, milletleşmeye, kaynaşmaya çalışan toplum için kaçınılmaz gerekliliktir.

Sadece irticai odaklar değil, milletimizi parçalamak, devletimizi yıkmak, bağımsızlığımızın kalan kırıntılarını da yok etmek isteyen emperyalizm, cumhuriyete ve laikliğe düşman olmuş, bulabildiği işbirlikçileri aracılığı ile kanlı tertipleri, sayısız kalkışmaları kışkırtmıştır.

Bağımsızlık, cumhuriyet ve laiklik birbirini besleyen, birbirine dayanan temel değerlerdir. Birindeki zaaf diğerlerini de etkilemekte temelleri sarsılmaktadır.

Bu nedenle ve insanlığın bir daha böyle katliamları yaşamaması için,

Tarikatların, ırkçı ve bölücü niyetlerin örgütlenebilmesi, hele de yasallık kazanmaları kabul edilemez.

Bütün tarikatlar ve ırkçı örgütlenmeler dağıtılmalı, mal varlıklarına el konmalıdır.

Laik ve bilimsel eğitim egemen kılınmalı, bütün eğitim kurumlarında müfredatlar buna göre düzenlenmelidir.

2 Temmuz şahitlerini saygıyla ve özlemle anıyoruz.

Diğer bütün katliamlardaki şehitlerimizi saygıyla anıyoruz.

Bu kanlı tertiplerle milletimize kasteden gerici güruhu lanetliyoruz.

Yaşasın laik, demokratik, tam bağımsız Türkiye!

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir