Mehmet Bedri Gültekin aramızdan ayrılalı üç yıl oldu. Arkasında bir ömüre yayılan ilkeli, adanmış, bilinçli ve örgütlü bir mücadele mirası bıraktı. Biz onun “ayna”sından kendimize bakıp çeki düzen vermeye, anlamaya, öğrenmeye devam ediyoruz. Tıpkı tarihin içinde adı-sanı duyulan/duyulmayanların aynasına Mehmet Bedri Gültekin’in baktığı gibi…

Mehmet Bedri Gültekin’i anlamak, kapitalist toplumda insanın kendi özüne, emeğine ve varlığına nasıl yabancılaştığını kavramaktan geçer. Onun ömrünü adadığı mücadele ve ortaya koyduğu irade, bu yabancılaşmaya karşı öze dönük bir “ayna” işlevi görür. Bu ayna, yalnızca mevcut eğriyi/doğruyu yansıtmakla kalmaz; aynı zamanda insanın özünde saklı potansiyeli gösterir, özeleştiriyi teşvik eder ve örgütlü mücadele için bir kılavuz sunar. Devrimci bir yaşam, hem mevcut yabancılaşmayı yansıtan hem de onun nasıl aşılabileceğini gösteren bir aynadır. Bu ayna, günümüzde toplumsal yaşama egemen olmaya çalışan mafya-tarikat-rant düzeninin çarpık/çürük ilişkilerini açığa çıkaran ve onları değiştirme iradesini harekete geçiren politik bir araçtır. Mehmet Bedri Gültekin'in yaşamı, tam da bu işlevi yerine getiren bir örnektir. Kapitalist yabancılaşmanın insana dayattığı parçalanmışlığı, ikiyüzlülüğü ve anlamsızlığı gösterirken, bu parçalanmanın nasıl aşılabileceğine dair bütünlüklü, dürüst ve anlamlı bir varoluşa bu toprakların bağrından bir kanıt sunar.

Diyalektik materyalizmin temel önermesi, bilincin maddi yaşam süreci tarafından belirlenmesi, ancak aynı zamanda bu bilincin praksis (teoriyi hayata geçirme) aracılığıyla gerçekliği dönüştürme kapasitesine sahip olmasıdır. Karl Marks, bu diyalektiği “İnsanların koşulların ve eğitimin ürünü olduğu, yani değişmiş insanların başka koşulların ve değişmiş eğitimin ürünleri ...

Sayı 16 Makaleleri